Takip Edin

Genel

Deprem riski altında yaşamaya alıştık mı?

Yayınlanma tarihi

-

Management Plus tarafından düzenlenen “11. Her Yönüyle Kentsel Dönüşüm Zirvesi” 10 Mayıs 2018 Perşembe günü İzmir’de Alsancak Mimarlık Merkezi Konferans Salonu’nda 300 kişinin katılımı ile gerçekleşti. İzmir inşaat sektörünün önde gelen temsilcilerinin kentsel dönüşüm sürecini dört ayrı oturumda ele aldığı zirvenin sonuç bildirgesi ve manifestosu açıklandı.

Türkiye gündeminin son yıllardaki en önemli konu başlıklarından biri olan kentsel dönüşüm, 10 Mayıs 2018 Perşembe günü İzmir’de Alsancak Mimarlık Merkezi Konferans Salonu’nda “11. Her Yönüyle Kentsel Dönüşüm Zirvesi”nde masaya yatırıldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu başta olmak üzere ilçe belediye başkanları ve gayrimenkul sektörünün önde gelen temsilcilerinin konuşmacı ve konuk olarak yer aldığı zirvenin sonuç bildirgesi ve manifestosu yayınlandı.

“Kentsel Strateji Doğrultusunda Akıllı Şehirler ve Binalar” temasıyla gerçekleştirilen zirvede, “Odalar ve STK’lar Açısından Kentsel Dönüşüm Süreci ve İzmir Özeli”, “Kentsel Stratejinin ve Koruyarak Dönüşümün İzmir İçin Önemi”, “İzmir’de Kentsel Dönüşümün Gayrimenkul Sektörü Açısından Geleceği”, “Kentsel Dönüşüm Sürecinin Bileşenleri ve Yeni Yaklaşımlar” başlıklarıyla dört ana oturum gerçekleştirildi.

Zirve sonucunu değerlendiren Management Plus Genel Müdürü Haldun Ersen “Kentsel dönüşüm sürecini güçlü kılacak husus, insanları sürecin içine dahil etmektir. Dolayısıyla kentleri, sosyal yapısı ve yaşayan dokusu da düşünülerek, yapısal olarak dönüştürmek gerekiyor. Süreci, kenti tanımlayan değer haritaları, yoğunluk haritaları, yoksulluk haritaları, yoksunluk haritaları ve siluet haritaları gibi stratejik haritaların hazırlanması takip eder” dedi.

2012 yılından 2017 yılının sonuna kadar toplam riskli binaların yüzde 9’unun dönüştürüldüğünü ancak özellikle riskli alan dönüşümlerinin yeterli olmadığını belirten Ersen, “Ülkemizin yaklaşık üçte ikisi büyük ölçüde deprem riski altında. Kentsel dönüşüm süreci gelecek 20 yıl içerisinde insani ve ekonomik gelişimin en önemli kalkınma lokomotifi olacak. Buradan yola çıkarak düzenlemeye başladığımız ve ülkemizde kentsel dönüşüm alanındaki önemli etkinliklerden biri olan “Her Yönüyle Kentsel Dönüşüm Zirvesi’nin 11’incisini bu defa İzmir’de düzenledik. Kentsel stratejiye dayalı akıllı şehirleri ele aldığımız zirve, İzmir’in kentsel dönüşüm sürecine ışık tutacak nitelikte oldu. Ayrıca İzmir’e olan göçün yerel yönetimler ve inşaat sektörü açısından nasıl yönetilmesi gerektiğine de değindiğimiz zirvede, İzmir’de kentsel dönüşüm uygulamalarının gelişimini, süreç içinde yaşananlar ve gelecekte yapılması gerekenler hakkında önemli çıktıları da sonuç bildirgesinde kamuoyunun bilgisine sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” şeklinde konuştu.

Emlakhaberi.com Editörü Sizlere Doğru Tarafsız Özel haberler yazarak bilgi almanızı ve doğru fikirlerle yatırım yapmanız için bilgi aktaran içerikler giriyorum.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Eyüpsultan, doğal afet senaryolarına hazır

Yayınlanma tarihi

-

Eyüpsultan Belediyesi, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 19’uncu yıl dönümünde olasi bir depreme karşı yaklaşık 3 yıldır sürdürdüğü hazırlık çalışmalarını paylaştı.

Eyüpsultan Belediyesi Strateji Geliştirme Müdürlüğü bünyesinde kurulan Eyüp Sultan Afet Yönetim Birimi (ESAY), büyük bir titizlikle çalışmalar gerçekleştirdi.

Çalışmalarda tüm detaylar ele alınarak doğal afetler sırasında ve sonrasında yapılması gerekenlerle ilgili senaryolar hazırlandı, planlar ve organizasyon oluşturuldu.

TOPLANMA ALANLARI VE GEÇİCİ BARINMA MERKEZLERİ BELİRLENDİ

Bu çalışmaların yanı sıra ilçede Afet Sonrası Toplanma Alanları ve Acil Toplanma Alanları belirlendi.

Deprem gibi olası bir afette vatandaşların toplanmaları için belirlenen 80 alana toplanma alanı levhaları konuldu. Ayrıca, deprem sırasında ve sonrasında yapılacakların anlatıldığı 40 adet bilgilendirme panosu hazırlandı.

Bu bilgilendirme panoları da ilçede bulunan muhtarlık binalarına ve acil toplanma alanlarına asılıyor. Bu arada yine doğal afet sonrası vatandaşların kullanımı için geçici barınma merkezleri de belirlendi.

DEPREM KONTEYNERLERİNİN BAKIMLARI YAPILIYOR

İlçede farklı noktalara AFAD ve Eyüpsultan Belediyesi işbirliğiyle, yaşanabilecek herhangi bir doğal afet sonrası ihtiyaç duyulacak malzemeleri barındıran 16 adet AFİS deprem konteyneri konuldu.

Konteynerlerin içerisinde acil müdahalelerde kullanılacak aletler, ilk yardım çantası, radyo ve el telsizi gibi 65 kalem malzeme bulunuyor.

ARAMA KURTARMA EKİBİ EĞİTİMLERİNİ SÜRDÜRÜYOR

Yine ESAY tarafından 22 kişiden oluşan Arama Kurtarma Ekibi oluşturuldu. Ekip düzenli olarak eğitim alıyor ve periyodik olarak tatbikat faaliyeti gerçekleştiriyor.
Ekip tatbikatlarda; ilk yardım, arama kurtarma, su tahliye, çadır kurma, kentsel arama kurtarma malzemelerinin tanıtımı ve kullanımı, enkaz altı arama, yangın söndürme gibi konularda eğitimler alıyor.

Devamını oku

Genel

Trabzon’a tüp geçit geliyor!

Yayınlanma tarihi

-

Karayolları 10. Bölge Müdürü Selahattin Bayramçavuş, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Suat Hacısalihoğlu’nu ziyaret ederek, Trabzon İli Transit Tüp Geçit Projesi’nin detayları ve diğer ulaşım projeleriyle entegrasyonu konusunda fikir alışverişinde bulundu.

Hacısalihoğlu, Trabzon’un artan trafik yükünü çözecek ulaşım projelerinin kentin öncelikli konularından olduğunu belirtti.

Bu sorunun çözümü noktasında TTSO tarafından “Trabzon İli Transit Tüp Geçit Projesi” hazırlandığını ifade eden Hacısalihoğlu, kentin trafik sorununun çözülmesine katkıda bulunacak projeyi Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına sunduklarını vurguladı.

Hacısalihoğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hafta sonu Trabzon’da sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldiğini anımsatarak, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Mehmet Cahit Turhan’a proje ile ilgili bilgi sunduk. Sayın Cumhurbaşkanımıza, daha önce de odamızı ziyareti sırasında konuyla ilgili detaylı sunum yapmıştık.” dedi.

TÜİK Trabzon Bölge Müdürlüğü verilerine göre, Doğu Karadeniz Bölgesinde trafiğe kayıtlı araç sayısının 550 bine yaklaştığını aktaran Hacısalihoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Trabzon’un konumu nedeniyle gün içindeki gelip geçen araç sayısı 2 milyona yaklaşmaktadır. Bu durum Trabzon’da yaz-kış bitmek bilmeyen trafik sorununu meydana getirmektedir. Yapımı devam eden Kanuni Bulvarı kamulaştırma maliyeti ve birçok viyadük geçişi gerektirmesi nedeniyle devletimizi maddi anlamda yormuştur. Yapılması planlanan Güney Çevre Yolunda da yine benzer kamulaştırma maliyetlerinin çıkması muhtemeldir. Bu nedenle alternatif bir çözüme ihtiyaç duyulmaktadır. Yapılan çalışmalarla trafiğin sürekli ve her daim yoğun olduğu ilk yerden başlayarak şehri transit geçecek taşıtlar için yer yer önemli bölgelere bağlantı verecek şekilde Transit Tüp Geçit Projesi hazırladık.”

Proje, 160 dönüm kamulaştırma gerektiriyor

Hacısalihoğlu, projenin tüp geçit olarak hazırlanmasındaki en büyük sebebin kamulaştırma maliyetlerini minimize etmek olduğuna dikkati çekerek, “Taslak olarak hazırlanmış proje bağlantı yollarıyla birlikte 10 giriş-çıkış, 10 köprü ile toplamda 8 parçadan meydana gelen yaklaşık 50 kilometre uzunluğunda tüp geçitlerden oluşmaktadır. Bu proje için ihtiyaç duyulacak kamulaştırma alanı ise yapılan çalışmalara göre bağlantı yollarıyla birlikte sadece 160 dönümdür.” diye konuştu.

Güney Çevre Yolu, transit yol, şehir bağlantı kavşakları ve diğer projelerin birbiriyle uyumlu şekilde yürütülmesinin önemli olduğunun altını çizen Hacısalihoğlu, dolayısıyla bu görüşmenin, gelecekteki ulaşım stratejileri konusunda yararlı olduğunu dile getirdi.

Bayramçavuş ise Karayolları Genel Müdürlüğünce Trabzon’da yürüttülen çalışmalara ilişkin Hacısalihoğlu’na bilgi verdi.

Devamını oku

Genel

Dünyaya referans olacak “DASK Afet Yönetim Sistemi” devrede

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük ve en yıkıcı deprem olan 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 19’uncu yılında Türkiye genelinde sigortalılık oranı yüzde 50 seviyesinde. Deprem bilinci konusunda ülke olarak son derece önemli bir mesafe kat edildiğinin altını çizen DASK Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kayacı, geliştirdikleri yeni DASK Afet Yönetim Sistemi projesinin, afet yönetiminde dünyaya referans olabilecek yatırım ve işbirlikleriyle yürüdüğünü söyledi.

Türkiye’yi derinden sarsan, büyük can ve mal kayıplarına mal olan 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 19’uncu yılında, Türkiye’de Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) bulunan konut sayısının 8,6 milyona ulaştığını belirten (DASK) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kayacı, DASK’ın kuruluşundan bu yana yapılan hasar ödeme miktarını 186 milyon TL olarak açıkladı.

Günde 58 kuruşa depreme karşı sigortalanmak mümkün

1999 yılında kısa aralıklarla gerçekleşen Marmara ve Düzce depremlerinin Türkiye’nin deprem bilincinin artmasında önemli bir yeri olduğunu vurgulayan Kayacı; “Depreme karşı alınabilecek en etkili fiziksel tedbirlerin başında depreme dayanıklı binalar inşa etmek ve bütün binaları depreme dayanıklı hale getirmek geliyor. Finansal önlemlerin en önemlilerinden biri ise Zorunlu Deprem Sigortası’dır. Günde sadece 58 kuruş ayırarak konutları depreme karşı sigortalamak mümkün. Depremin etkileri ve olası hasarlar göz önünde bulundurulduğunda, günde 58 kuruşa böyle bir teminata sahip olmak, depreme karşı yürüttüğümüz mücadelede son derece önemli” dedi.

Sigortalılık oranında Marmara Bölgesi ilk, Güneydoğu Anadolu son sırada

DASK’ın verilerine göre sigortalılık oranları incelendiğinde, Marmara Bölgesi açık ara ilk sırada yer alırken; Marmara’yı Ege, İç Anadolu, Akdeniz, Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgesi takip ediyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi ise sigortalılık oranında son sırada bulunuyor.

Türkiye model ülke!

Poliçe adedi, sigortalılık oranı, havuzun büyüklüğü ve teknolojik altyapı gibi özellikleriyle doğal afet havuzları açısından diğer ülkeler nezdinde Türkiye bir model olarak kabul ediliyor. Son yıllarda başta Pakistan, İran, Güney Kore, Kazakistan, Azerbaycan, Özbekistan, Moğolistan ve Romanya gibi ülkeler olmak üzere birçok ülke DASK’ın Türkiye’deki çalışmalarını model alıyor. DASK yetkilileri İngiltere, Japonya, Yunanistan, İtalya, Filipinler, Çin, Meksika, Makedonya, Ürdün, Fas, Arnavutluk, Endonezya, Romanya, Kuveyt, Azerbaycan ve Kırgızistan gibi ülkelerden gelen kurumlara DASK’ı ve Zorunlu Deprem Sigortası’nı anlatıyor.

“Yatırımlara devam ediyoruz”

Poliçe sayısının artırılmasına yönelik bilinçlendirme projelerinin ve çalışmaların yanı sıra afet dönemindeki hasar sürecini sorunsuz bir şekilde yürütebilmek için operasyonel kapasiteleri artırmaya da en az büyüme kadar önem verdiklerini söyleyen DASK Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kayacı, şöyle konuştu: “Gelişmiş teknolojileri kullanarak tüm depremlerde kullanılabilecek bir altyapı oluşturmak için çalışıyoruz. Afet derecesinde sayılabilecek olası büyük depremler için gerçekleştirdiğimiz yeni DASK Afet Yönetim Sistemi projemiz, konusunda dünyaya referans olabilecek yatırım ve işbirlikleriyle yürütülüyor. Hedefimiz, vatandaşlarımızın yaşamlarına kaldıkları yerden devam etmelerini sağlamak. Afet Yönetim Sistemi projemizin içinde yeni metodolojiler ve uygulamalar var. Bu proje kapsamında, hasar tespitinin mobil cihazlarla yapılması konusunda çalışmalar tamamlandı. Mobil Hasar Tespit uygulamasıyla hasar tespitlerini artık çok daha hızlı ve hatasız bir şekilde gerçekleştirebileceğiz. İkinci olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yapılan bir protokolle, zorunlu deprem sigortasının sağladığı mesken güvencesiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bilgi, birikim ve teknik kapasitelerini AFAD AYDES altyapısı üzerinde birleştirmeyi planlıyoruz. Bununla birlikte afet çağrı merkezini de afet yönetim sistemine uygun bir yapılandırmaya götürüyoruz. Hâlihazırda Zorunlu Deprem Sigortası ile ilgili tüm soruların sorulabildiği, hasar ihbarlarının yapıldığı ve bu anlamda tüm bilgilerin alındığı ALO DASK 125 hattımız hizmette. Şu an üzerinde çalıştığımız konu, mevcut sistemimizi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin afet derecesinde sayılacak olası büyük İstanbul depremi modeline göre geliştirmek.

Mevcut portföyümüz ve yeni eklenecek sigortalılarımızı dikkate alarak İstanbul’da olması muhtemel büyük deprem sonrasında başta İstanbul, çevre iller ve hatta tüm Türkiye’den gelecek soruları ve talepleri karşılayacak bir afet çağrı merkezi modeli oluşturduk. Söz konusu model, afet anında 500 kişi kapasitesine hemen çıkabilecek ve İstanbul dışında Ankara, Adıyaman ve Giresun, afet anından hemen sonra ise gerekli durumlarda Konya devreye girecek. Bunun yanı sıra bu projeyle birlikte herhangi bir müşteri temsilcisine bağlanmadan IVR sistemi sayesinde vatandaşlık ya da dosya numarasıyla ihbar yapılabilecek ve hasar dosyası takip edilebilecek. Tüm bu yatırımlarımızla ülke genelinde oluşturulan hasar tespit kaynağıyla deprem sonrasındaki mağduriyetleri hızlı bir şekilde giderebilecek ve ülke genelinde kaynak tasarrufu sağlayabileceğiz.”

Devamını oku

POPÜLER EMLAK HABERLERİ