Takip Edin

SEKTÖREL HABERLER

Çerkezköy ve Kapaklı’da planlanan termik santral iptal edildi

Yayınlanma tarihi

-

cerkezkoy-kapakli

Çerkezköy ve Kapaklı halkının en sonunda yüzü güldü. Planlanan termik santral iptal edildi.

Tekirdağ’ın Çerkezköy ve Kapaklı ilçelerinin yakınında projelendirilen Çerkezköy Termik Santrali projesinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci 4 Şubat 2019 itibariyle sonlandırıldı.

Projenin çevresel etkilerinin değerlendirildiği ÇED süreci, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından iptal edildi. Böylece tüm Trakya’nın tarım alanlarını etkileyecek olan termik santralin kurulmasından vazgeçilerek yaklaşık 9 bin futbol sahası büyüklüğünde bir alan kurtarılmış oldu. Bölgede farkındalık çalışmaları yürüten ve çevre düzeni planında (ÇDP) yapılan değişikliğe pek çok kuruluşla birlikte dava açan TEMA Vakfı, bir açıklama yayımlayarak alınan kararın önemine dikkat çekti. 

Türkiye’nin gıdasını üreten tarım alanlarını tehlikeye atıyordu

2018 yılı Mayıs ayında Kömür Üzer kampanyası kapsamında basın temsilcileri ve uzmanlarla bölgeyi ziyaret ederek termik santralin vereceği zararlara dikkat çektiklerini hatırlatan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Bölge 2017 ve 2018’de Resmi Gazete’de yayımlanarak ilan edilen “Büyük ova koruma alanı” içinde yer alıyor. Yapılması planlanan termik santral Saray, Ergene, Edir, Yoncalı, Karacakılavuz, Muratlı ve Çorlu gibi Türkiye’nin gıdasını üreten Trakya’nın tüm tarım alanlarını ve ormanlarını tehlikeye atıyordu.

TEMA Vakfı olarak başlattığımız “Kömür Üzer” ve “Kömür Etme” adlı kampanyalar ile kömürlü termik santrallerin ve kömür madenciliğinin tarım alanlarına verdiği zarara dikkat çekmek için Trakya ile birlikte yurt genelinde çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bölgede çevre düzeni planında (ÇDP) yapılan değişikliği pek çok kuruluşla birlikte dava etmiştik. Ayrıca projenin izin işlemlerinin başlamasıyla beraber Çerkezköy ve Kapaklı’daki sivil toplum kuruluşları da harekete geçti.

Bir yandan hukuki süreçler devam ederken, bir yandan da termik santral ve kömür madenciliği projesinin çevre ve insan sağlığı üzerinde neden olacağı olumsuz etkiler konusunda kamuoyu oluşturuldu. Özellikle termik santralin projelendirildiği Pınarca köyündeki kadınların itirazları kamuoyunda önemli bir yer tuttu.

Bölge halkının ve sivil toplum kuruluşlarının sesine kulak vererek Trakya’nın bereketli topraklarını, sık meşe ormanlarını tehlikeye sokan bu kömür madenciliği ve kömürlü termik santral projesinin çevresel etkilerinin değerlendirildiği ÇED sürecini iptal ettiği için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, Çerkezköy, Kapaklı ve özellikle Pınarca halkına, destek veren tüm medya mensuplarına ve tüm gönüllülerimize teşekkürlerimizi sunarız. Ancak Trakya’da Vize ve Kırklareli’nde iki kömürlü termik santral projesi daha bulunuyor. Türkiye genelinde ise planlanan 40’ın üzerinde termik santral var. Hep birlikte havamızı, suyumuzu ve toprağımızı koruma çalışmalarına devam edeceğiz” dedi.

9 bin futbol sahası büyüklüğünde bir alan etkilenecekti

Planlanan termik santralin kurulması halinde yılda 7,1 milyon ton kömür yakılacaktı. Termik santralin Silivri’den Kapaklı’ya kadar geniş bir alanda havaya, yer altı sularına, orman ve tarım alanlarına olumsuz etkileri olacağı öngörülüyordu. Tekirdağ’ın Çerkezköy ve Kapaklı ilçelerinin yakınında planlanan termik santralin, etrafı büyük ovalarla çevrilmiş 500 hektarlık bir meşe ormanının üzerine kurulması planlanıyordu. Ayrıca kömürün çıkarılacağı ruhsatlı kömür sahası ise İstanbul ve Tekirdağ il sınırları içinde 6760 hektarlık tarım ve orman alanlarından oluşuyordu. Bu durum ekolojik ve tarımsal açıdan değerli olan 9 bin futbol sahası kadar bir alanın kaybedilmesi anlamına geliyordu.

Emlakhaberi.com Genel Yayın Yönetmeni ve Editörü Gayrimenkul Sektörüyle ilgili 25 yılı aşkın süredir sektörün içinde biri olarak her zaman doğru ve yatırıma yönelik bilgileri siz okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SEKTÖREL HABERLER

John Reed Black Label Metropol İstanbul’da

Yayınlanma tarihi

-

Metropol İstanbul

McFIT; “John Reed Black Label” markasıyla birlikte Metropol İstanbul’da kiraladığı 4 bin 414 metrekarelik alanda nisan ayında Türkiye pazarına giriyor.

7 ülkede 290 fitness merkezi ve 1 milyon 700 bine ulaşan üye sayısıyla Avrupa’nın en yaygın ve büyük fitness markalarından biri olan Almanya merkezli McFIT, nisan ayından itibaren “John Reed Black Label” markası ile beraber Türkiye’de faaliyete geçmeye hazırlanıyor.

İstanbul Ataşehir’de hayata geçirilmekte olan ve bir kısmında teslimlerin yapıldığı şehrin ikonik karma projelerinden Metropol İstanbul’da 4 bin 414 metrekare büyüklüğünde bir alan kiralayan firma; fitness spor

faaliyetleriyle birlikte sauna ve spa hizmetleri de verecek. Kulüp statüsünde çalışacak olan “John Reed Black Label”ın Avrupa’daki bazı merkezlerinde gastronomi hizmeti de veriliyor. Bu hizmetin İstanbul’daki merkezlerinde verilip verilmeyeceği daha sonra belli olacak.

Fitness devi, Metropol İstanbul’da yer kiraladı

Devamını oku

SEKTÖREL HABERLER

Süper Yatların Tercihi Yalıkavak Marina

Yayınlanma tarihi

-

Yalıkavak Marina

Yalıkavak Marina, denizcilik sektörünün kalbinin attığı Boat Show Tuzla’ya özel sunduğu fırsatlarla fuara katılan ziyaretçilerin ilgi odağı oldu.

İngiliz The Yacht Harbour Association tarafından (TYHA) “2018 Dünyanın En İyi Marinası” ödülü için aday gösterilen Yalıkavak Marina, Tuzla Viaport Marina’da 16 Şubat’ta kapılarını açan Boat Show Tuzla’da ziyaretçilerini ağırlıyor.

Denizcilik sektöründeki yeniliklerin nabzının tutulduğu fuarda katılımcılar, Yalıkavak Marina’nın standına uğrayarak entegre ürün ve hizmetleri hakkında bilgi alıyor ve marinanın fuara özel indirimli bağlama fiyatlarından da faydalanabiliyorlar.

25 Şubat’a kadar sürecek fuarda siz de Yalıkavak Marina’nın 3. Salondaki standına uğrayın ve size özel bağlama fiyatlarından yararlanın! 

Boat Show Tuzla’nın Türkiye’de denizcilik sektörünün nabzını tuttuğunu belirten Yalıkavak Marina Direktörü Deniz Akaltan şunları söyledi; “Akdeniz’in bir numaralı süper yat marinası olarak her yıl 1000’den fazla tekneye ev sahipliği yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl Aralık ayında İngiliz The Yacht Harbour Association tarafından (TYHA) dünyanın en iyi marinası ödülü için aday gösterildik ve sonucunu heyecanla bekliyoruz. Yalıkavak Marina olarak misyonumuz Türkiye’deki yatçılık turizminin marka elçisi olmak.

Bu hedef çerçevesinde Düsseldorf, Londra, Dubai, Moskova ve Monaco gibi uluslararası fuarlarda ülkemizi temsil ediyoruz. Yabancı yat firmalarının ve yat sahiplerinin Bodrum Yarımadasını tercih etmesi bizim için büyük önem taşıyor. Yalıkavak marina olarak otellerimiz, açık hava AVM’miz ve dünyanın en iyilerinden biri olarak kabul edilen marinamızla lüks ve kaliteyi birleştirerek ziyaretçilerimize ayrıcalıklı bir yaşam tarzı sunuyoruz.”

Devamını oku

SEKTÖREL HABERLER

Akçansa’dan Çanakkaleli gençlere 8 milyon TL’lik yatırım

Yayınlanma tarihi

-

akcansa

HeidelbergCement Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Scheifele: “Türkiye’deki işimizden memnunuz”

Akçansa’nın 8 milyon TL yatırımla kurarak Çanakkale’ye ve Çanakkaleli gençlere armağan ettiği Güzel Sanatlar Lisesi resmi açılışı, Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, İl Milli Eğitim Müdürü Ferhat Yılmaz, Sabancı Holding CEO’su Mehmet Göçmen, HeidelbergCement CEO’su Dr. Bernd Scheifele, Sabancı Holding Çimento Grubu ve Akçansa Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka, HeidelbergCement İcra Kurulu Üyesi ve Akçansa Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Gürdal ve Akçansa Genel Müdürü Umut Zenar katılımıyla gerçekleşti.

Göçmen: “Genç nüfus en büyük itici gücümüz”

Sabancı Holding Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Göçmen, Akçansa’nın Türkiye’nin önemli çimento oyuncusu ve lideri olduğunu anımsattı.

HeidelbergCement ile başarılı bir ortaklık yürüttüklerine işaret eden Göçmen,

“Akçansa yüzde 50-50 ortaklığıyla Türk sanayide çok önemli bir kurumsal yönetişim örneğidir. Umarım ortağımız ile beraber bu başarılı faaliyetleri gelecekte çok daha başka boyutlara da taşıma fırsatımız olur. Türkiye çok önemli bir coğrafyada, bir kesim noktasında, Çanakkale de tarihi boyunca bu coğrafyanın en önemli kenti. Türkiye dünyanın en genç nüfuslarına sahip bir ülke. Bugün 82 milyon olan nüfusumuzu yaşa göre sınırladığınız zaman ortadaki vatandaşımızın yaşı 29,7. Türkiye gibi gelişmişlikte çok ileri olan bir ülkede böyle bir demografiye sahip olmak çok önemli.” diye konuştu.

Göçmen, Türkiye’de 25 milyondan fazla öğrenci bulunduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Genç nüfus geleceğimizin güvencesi ve en büyük itici gücümüz. Biz de Sabancı Holding’de ‘Yeni Neslin Sabancı’sı’ vizyonumuz doğrultusunda çalışıyoruz. Sabancı Holding çalışanlarının yaş ortalaması32. Sabancı Holding Türkiye’de toplanan verginin yüzde 8’inin karşılıyor. İstanbul Borsası’nın yüzde 10’udur. Dolayısıyla biz yeni nesle uygun bir iş ortamı yaratmak zorundayız. Bu açıdan eğitime verdiğimiz katkıyı çok önemsiyoruz. Güzel sanatlar bir ülkenin sadece büyümesi için değil gelişmesi, kültürel dönüşümü için de çok önemli. O yüzden burada bu inisiyatifi kullanan Akçansa yönetimlerine, hizmetleri için teşekkür ediyorum. Bu eser bu şehre kazandırıldı. Bu eser artık hepimize emanet. Artık söz gençlerde. Onlar kendilerine sunulan bu fırsatla çıtayı daha da yukarıya çıkartacaklar. Aralarından çok başarılı sanatçılar çıkacak dedi. Göçmen sözlerini “Biz bu topraklardan kazandığımızı yine bu ülkeye yatırıyoruz. Varlığımızın yüzde 97’si Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindedir. Bundan sonra da yatırımlarımıza devam edeceğiz” diyerek tamamladı.

Dr. Scheifele: “Sabancı ile ortaklığımızdan ve Türkiye’deki işimizden memnunuz”

Akçansa’da Sabancı Holding ile yarı yarıya ortaklığı bulunan, dünyanın önde gelen çimento üreticisi gruplarından HeidelbergCement’in CEO’su Dr. Bernd Scheifele, “Gelibolu yarımadası açısından bakıldığında Almanya ile Türkiye arasında çok güçlü ve köklü ilişkileri temsil eden bir şehirde fabrikamız bulunduğu için mutluyuz. Çimento ve ağır malzemeler sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak dünyada 65 ülkede varlığımız bulunuyor. Birinci önceliğimiz müşteriye en kaliteli çimento ve hizmetlerle birlikte imkanlar sunmaktır. Yalnızca müşterilerimiz başarılı olduğu sürece biz de başarılı olabiliriz. Operasyonlarımız oldukça lokal operasyonlar. Bizim faaliyet ilkemiz global düşün ve yerel hareket et. Bu nedenle Sabancı Holding ve Akçansa ile birlikte uzun yıllara dayanan ilişkimizi büyük bir saygı ve sevgiyle sürdürüyoruz” şeklinde konuştu. 

Akçansa’nın, sosyal sorumluluk yaklaşımı doğrutusunda yerel ihtiyaçları analiz edip en doğru noktaya temas eden projeleri hayata geçirmek konusunda son derece başarılı olduğunu vurgulayan Dr. Scheifele, Akçansa Güzel Sanatlar Lisesi’nin öğrencilerine başarılar diledi.

Akçansa’dan Çanakkale’nin geleceğine yatırım

Son 17 yıldır sektörünün ‘en beğenilen şirketi’ seçilen Akçansa’nın, istihdam, üretim ve ihracatla Türkiye ekonomisine kaynak sağladığını belirten Sabancı Holding Çimento Grubu ve Akçansa Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka, sözlerine şöyle devam etti: “Akçansa, 1974 yılından bu yana bir parçası olduğu Çanakkale ve Çanakkaleliler için istihdam imkanı sağlıyor, çevre iller ve bölgede de önemli bir ekonomik hareketlilik oluşturuyor. Çanakkale’de ürettiğimiz ürünleri dünyanın dört bir yanına satarak karşılığında ülkemize önemli döviz girdisi getiriyor, cari açığa katkıda bulunuyoruz. Ayrıca Çanakkale 1915 Köprüsünün önemli çözüm ortaklarından biri olarak projede yer alıyoruz. Akçansa, sanayi ve ticari faaliyetlerinden elde ettiği kaynakları, sosyal sorumluluk çerçevesinde kültür, sanat, eğitim ve çevre gibi alanlarda değer yaratmak için kullanıyor. Ülkemizin aydınlık geleceği olan gençlerimize destek olmayı son derece önemsiyoruz. Bu anlayışının en somut örneği olarak, Akçansa Güzel Sanatlar Lisemizi Çanakkale’ye kazandırmaktan büyük gurur duyuyoruz.”

Öğrencileri ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda güzel sanatlar fakülteleri ve konservatuvarlara hazırlamak amacıyla kurulan Akçansa Güzel Sanatlar Lisesi, en gelişmiş araç ve gereçlerle donatılmış 27 dersliğin yanı sıra kütüphane, laboratuvar, kayıt ve yayın odası gibi ek derslikleri, spor salonu, konferans salonu ve reviriyle gençlerin ihtiyacı olan bir eğitim kurumu olarak hayata geçti.

Devamını oku

SEKTÖREL HABERLER

Merzifon-Gürbulak Otoyolu’nun Merzifon-Koyulhisar arasını yapıyor.

Yayınlanma tarihi

-

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü Merzifon-Gürbulak Otoyolu’nun Merzifon-Koyulhisar arasını yapıyor.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü Merzifon-Gürbulak Otoyolu’nun Merzifon-Koyulhisar arasını yapıyor.

Türkiye’yi batıdan doğuya bağlayan, Gerede’den başlayarak yaklaşık 1200 km.’lik otoyolla İran sınır kapısı olan Gürbulak’a ulaştıran Gerede – Gürbulak Otoyolu’nda büyük gelişmeler yaşanıyor. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından Amasya, Tokat, Sivas ve ilçelerinin sınırları içerisinde yer alan Merzifon-Gürbulak Otoyolu’nun Merzifon-Koyulhisar arasının yapımı ve işletilmesi için çalışmalara başladı.

Yapılması planlanan Merzifon-Gürbulak Otoyolu 5 kesimi:

Gerede –Merzifon Otoyolu
Merzifon-Koyulhisar Otoyolu
Koyulhisar-Pülümür Otoyolu
Pülümür-Horasan Otoyolu
Horasan-Gürbulak Otoyolu
kesimlerinden oluşuyor.

Toplam bütçe

Projenin Gerede-Gürbulak Otoyolu olarak tamamı 52 milyar 864 milyon 729 bin 179,89 TL olarak projelendirilmişti.

2023’e tamamlanacak

Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023’e kadar çok sayıda ve tamamlanması planlanan otoyol projelerinin içerisinde yer alan Merzifon-Gürbulak Otoyolu, Türkiye’nin, kuzey-güney ile doğu-batı ekseninde otoyol ağı ile ulaşım sağlanmasını amaçlayan bir otoyol projesi olarak telaffuz ediliyor. Otoyolun hizmete girmesiyle beraber yurdun doğusu ile batısı arasında kesintisiz bir otoyol bağlantısı sağlanmış olacak.

Amasya’dan başlayan bu parça; Ağrı Doğubayazıt’tan Gürbulak sınır kapısına kadar uzanan otoyolu tamamlayacak. Güzergâhın 0+000-203+900 km’leri (203,9 km) arasında Karayolları Samsun 7. Bölge Müdürlüğü ile 203+900-230+505,756 km’leri (26+605,756 km) arası da Karayolları Sivas 16. Bölge Müdürlüğü’nün sorumluluk sınırları içerisinde kalacak. Toplam uzunluk 230+505,756 km’den meydana gelecek.

Yap-İşlet-Devret modeli devrede

Merzifon-Gürbulak Otoyolu (Merzifon-Koyulhisar arası) Projesi KGM tarafından Yap-İşlet-Devret modeli ile gerçekleştirilecek. Ülkemizin, kuzey-güney ile doğu-batı ekseninde otoyol ağları ile örülmesinin bir parçası olan Merzifon-Gürbulak Otoyolu 4 kesime ayrılırken Merzifon-Koyulhisar arası bu 4 kesimin birinci kısmını ifade ediyor.

Projenin toplam uzunluğu 230+505,756 km olup 64+800 km’si Amasya’da, 139+100 km’si Tokat’ta ve 26+605,756 km’si de Sivas sınırları içinde yer alıyor. Otoyol güzergahının topoğrafik koşulları, güzergah üzerinde yer alan yollar, dereler vb. engellerden dolayı belirli km’lerde doğal yapının ve bölgedeki yaşamın etkilenmemesi için çeşitli sanat yapılarının yapılmasını gerektiriyor.

Bu gerekçe ile otoyol projesi kapsamında sanat yapısı olarak; 46 viyadük, 14 köprü, 30 tünel, 38 altgeçit, 21 üstgeçit, 202 menfez ve 7 kavşak inşa edilecek. Ayrıca 10 servis alanı kurulacak. Otoyola ilave olarak 6 bağlantı yolu ilave edilecek.

Projenin güzergâhı

Projenin mevcut ve/veya planlanan projelerle ilişkisi tamamlandığında 2023 yılı sonu itibariyle yol altyapısında; halen 19.702 km olan bölünmüş yolların toplamı 32.000 km’ye çıkacak. Buna ek olarak Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılacak 5.250 km ilave otoyol projeleriyle otoyol uzunluğu7.500 km’ye, dönem sonunda toplam 67.000 km’ye ulaşacak.

2023’e kadar 12 otoyol tamamlanacak

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, 2009 yılında yaptığı bir açıklamaya göre Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023’e kadar 12 otoyol projesini tamamlamayı hedefliyor. Amaç; Avrupa’yı Kafkaslara, Ortadoğu’ya ve Orta Asya’ya bağlayan bir köprü konumunda olan Türkiye’de batıdan doğuya kesintisiz bir otoyol ağı kurmak.

228 kilometresi yapımı devam eden otoyollar olmak üzere toplam 2.238 kilometrelik otoyol ağına, 2023’te 4 bin 773 km uzunluğunda 12 yeni otoyol daha katılacak. Planlanan Gerede-Merzifon-Gürbulak Otoyolu batı-doğu yönündeki ana güzergah görevini üstlenecek. Planlanan birçok yol bu hatta bağlanacak. Gerede, Merzifon, Refahiye, Erzurum, Horasan, Gürbulak gibi bağlantı noktaları ile önemli bir konuma sahip olacak. İran, Nahcivan, Gürcistan ve Ermenistan olmak üzere 4 ülke ile sınır olan ve Ağrı, Ardahan, Iğdır ve Kars illeri Türkiye’nin Orta Asya ve Kafkasya’ya açılan kapısı konumunu güçlendirecek.

Türkiye-İran koridoru

Bu koridorda yolcu ve yük taşımacılığının en fazla yapıldığı yer, tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Gürbulak Kara Sınır Kapısı’dır. Kapı sadece İran’a değil Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Pakistan, Afganistan ve Çin’e açılmaktadır. Bu nedenle Gürbulak, transit trafiğin ve yük taşımacılığının oldukça yoğun olduğu bir sınır kapısıdır. Türkiye-İran koridorunda gerçekleştirilen dış ticarete ait veriler Gürbulak ve Doğubayazıt gümrüklerinden elde edilmektedir. Gürbulak Sınır Kapısı’nda hususi araçlarla yapılan giriş çıkışlar ile İran’a uluslararası yolcu taşımacılığı yapan şirketler ve İran’dan Türkiye’ye gelen yolcuları taşıyan otobüs firmaları olmak üzere üç çeşit yolcu taşımacılığı gerçekleştirilmektedir. Kapı bölgede en çok otobüs giriş çıkışının gerçekleştiği sınır kapısıdır.

Yapılması planlanan otoyol projesi sayesinde yurtiçi ve yurt dışı trafik akımlarının batı-doğu yönünden gelecek yük ve yolcu taşımacılığı daha güvenli ve kısa bir şekilde otoyol ağına ve buradan da Güney Marmara ve Trakya üzerinden Avrupa’ya aktarılmış olacaktır. Aynı zamanda mevcut devlet yolları yoğunluğu da yapılacak olan otoyol ile azaltılmış olacaktır. Oluşturulacak yeni otoyol koridoru ile bölgenin her alanda gelişmesi hızlandırılacaktır.

Merzifon-Koyulhisar Otoyolu 230+505,756 km x 37,5 m = 8.643.965.850 metrekarelik bir alanı kaplayacak.

Devamını oku

SEKTÖREL HABERLER

Ev ve mutfak eşyalarında yeni hedef İngiltere

Yayınlanma tarihi

-

ingiltere

Ev ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği (EVSİD) gözünü 4 milyar dolarlık ev ve mutfak eşyaları ithalatı ile dünyanın en büyük dördüncü pazarı olan İngiltere’ye dikti.

24-28 Mart tarihleri arasında Londra ve Birmingham’da düzenlenecek URGE faaliyetine İngiltere’den 50 firmanın katılması bekleniyor. İngiltere’nin kendileri için çok önemli olduğunu belirten EVSİD Başkanı Burak Önder, şimdiye kadar yeterince değerlendirilemeyen bu pazara 22 firma ile çıkarma yapacaklarını söyledi.

Geçtiğimiz yılı 2.5 milyar dolar ihracatla tamamlayan ve 2019 için 3 milyar dolar hedef koyan Türk ev ve mutfak eşyaları sektörü, URGE projesinin dördüncü yurtdışı faaliyetini İngiltere’ye düzenleme kararı aldı.  

DÜNYANIN EN BÜYÜK İTHALATÇILARINDAN

İngiltere’nin 2017 yılında gerçekleştirdiği yaklaşık 4 milyar dolarlık ev ve mutfak eşyaları ithalatı ile ABD, Almanya ve İtalya’dan sonra en büyük dördüncü pazar olduğuna işaret eden Ev ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği (EVSİD) Başkanı Burak Önder, “İngiltere maalesef aynı zamanda ülkemiz tarafından yeterince değerlendirilemeyen bir potansiyele sahip. Son üç yılda inişli çıkışlı bir grafik izleyen ihracatımıza rağmen, Çin ve Almanya’dan sonra İngiltere’nin üçüncü büyük ithalatçısı olmamız sevindirici olmakla beraber, birim ihracat değeri bakımından Çin’in gerisinde kalmış olmamız bir o kadar da düşündürücü.” dedi.

24-28 Mart 2019 tarihleri arasında URGE projesi kapsamında İngiltere’ye düzenlemeyi planladıkları yurtdışı faaliyetinin bu açıdan büyük öneme sahip olduğuna dikkat çeken Önder, üç gün sürecek program kapsamında, proje katılımcısı firmaların pazarı yerinde incelemelerini ve direk ithalatçı, distribütör ve zincir mağazalar ile ikili iş gerçekleştirmelerini hedeflediklerini anlattı.

Önder, “Program kapsamında, Londra’da pazar ziyaretlerinin ardından iş görüşmeleri gerçekleştirilecek ve Birmingham’da bu görüşmeler devam edecek. Toplamda 22 Türk firmasının katılım sağladığı etkinliğe, yaklaşık 50 İngiliz alıcının katılması planlanıyor.” ifadelerini kullandı.

2018/8 Sayılı Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Tebliği kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan İngiltere Yurtdışı Pazarlama Faaliyeti harcamaları, Ticaret Bakanlığı’nca yüzde 75 oranında destekleniyor.

Devamını oku

POPÜLER EMLAK HABERLERİ