Takip Edin

Genel

Döviz etkisi yazlık alışkanlıklarını da etkiledi

Yayınlanma tarihi

-

Uluslararası gayrimenkul franchising şirketi ERA Gayrimenkul Türkiye Franchise Kanal Direktörü Kadir Tümen, dövizde yaşanan artış nedeniyle yazlık satışlarının durgunlaştığını belirterek, “Dövizde yaşanan artışın devam etmesiyle birlikte kiralamalar insanlar için daha cazip hale geliyor. Yaşanan durgunluğun etkisini 2019 yazında da göreceğiz” dedi.

ERA Gayrimenkul Türkiye Franchise Kanal Direktörü Kadir Tümen tatil bölgelerinde yazlıklara olan talebi değerlendirerek, “Özellikle son 20 yılda lüks olan yazlık yatırımı, daha kolay bir hale geldi. Yazlık arzının her geçen yıl artması ve Türk toplumunun geçmişe nazaran daha fazla tatil alışkanlığına sahip olması, gelir seviyesi artışı, sosyal hayatın değişimi ile birlikte, tatil yapmak bütün gelir grupları için doğal bir ihtiyaç haline dönüştü. Bu sebepler, yazlık talebini ve yatırımını son yıllarda artı ancak dövizde yaşanan artışla birlikte yazlık alışkanlıklarımızın da değişmesine sebep oldu” dedi.

Sezon ve döviz etkisi yazlık satışlarını vurdu

Tümen, “Döviz kurlarının yükselmesi özellikle ilkbahar ve yaz aylarına denk geldiği için zaten sonbahar ve kışın alım yapan potansiyel yazlık yatırımcılarını bir miktar bekleme yönüne itmiş durumda özellikle mevsim ve döviz etkisiyle birleşince satışların durma noktasına geldiğini söyleyebiliriz. Bu dönemde yüksek mevduat faizi nedeniyle, yazlık kiralama opsiyonu yatırımcı için çok daha mantıklı görünüyor. 2019 yılı yazına kadar bu sürecin devam edeceğini düşünüyoruz” dedi.

Yerli yazlıkçılar Marmara ve Karadeniz’e yabancı yazlıkçılar Akdeniz ve Ege kıyılarına yöneldi

Yerli ve yabancı yazlık yatırımcılarının farklı lokasyonları tercih etiğine de değinen Tümen sözlerine şöyle devam etti, “Yerli yazlık yatırımcıları özellikle büyük metropollere yakın ve hızla ulaşabilecekleri, havaalanlarının olduğu bölgeler. Son yıllarda, Balıkesir’in Edremit Körfezinde bulunan; Küçükkuyu, Altınoluk, Akçay, Ören ve özellikle Gömeç ve Ayvalık hareketli bölgeler. Bodrum ve Kuşadası artık bir ilçe olmaktan çıkarak şehir haline gelmiş durumdalar ve her geçen yıl daha da fazla genişliyorlar. Yabancı yatırımcı ise; yabancılara yapılan konut satışlarında da 2. sırada yerini koruyan Akdeniz’de; ağırlıklı olarak Antalya bölgesi, Kaş, Kalkan, Kemer gibi denize kıyısı olan tatil hareketliliğin yaşandığı yazlık projelere ilgi gösteriyor.”

Emlakhaberi.com Editörü Sizlere Doğru Tarafsız Özel haberler yazarak bilgi almanızı ve doğru fikirlerle yatırım yapmanız için bilgi aktaran içerikler giriyorum.

Genel

25 yılda Konya büyüklüğünde tarım alanını kaybettik

Yayınlanma tarihi

-

TEMA Vakfı, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde yaptığı açıklama ile açlıkla mücadele edilebilmesi için tarım alanlarının ve meraların amaç dışı kullanımının önlenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) bu yılki 16 Ekim Dünya Gıda Günü temasını “Eylemlerimiz, geleceğimiz. 2030’a kadar tüm dünyada #SıfırAçlık hedefine ulaşmak mümkün” olarak belirledi. FAO’nun açlık ile ilgili verilerine değinen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Verilere bakıldığında 2014-2017 yılları arasında dünyada aç insanların sayısının giderek arttığı görülüyor. 2017 yılında ise yaklaşık 821 milyon kişinin açlık içinde yaşadığı tespit edildi. Diğer bir deyişle her dokuz kişiden biri açlık çekiyor ve bu insanların yüzde 60’ı kadınlardan oluşuyor. Gıda hakkı yaşam hakkı olduğundan açlığın önlenmesi ve her bireyin yeterli ve sağlıklı gıdaya fiziksel ve ekonomik olarak erişebilir kılınması tüm insanlığın ortak sorumluluğudur” dedi.

Gıda israfının küresel maliyeti 2,6 trilyon dolar

Artan nüfus ile birlikte gıda ihtiyacının da arttığına değinen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, gıdamızın %95’ini temin ettiğimiz toprak varlığının tehlike altına girdiğini ifade etti. 1998-2013 yılları arasında dünyadaki tarım alanlarının %20’sinin, mera alanlarının ise yaklaşık %25’inin bozuluma uğradığını belirten Deniz Ataç, “Erozyon, tuzlanma, kirlilik, yanlış tarımsal uygulamalar, verimli tarım topraklarının ve mera alanlarının tarım dışı amaçlara tahsisi toprak bozulumunun önde gelen nedenlerini oluşturuyor. Üstelik iklim değişikliğiyle ilişkili yüksek sıcaklıklar, kuraklık artışları, fırtınalar, taşkınlar gibi hava hallerinde görülen artışlar da tarımsal üretimi olumsuz olarak etkiliyor. Üretilen gıdanın üçte biri israf oluyor, çöpe gidiyor. Gıda israfının küresel maliyeti, çevresel ve sosyal maliyetler de hesaba katıldığında yılda 2,6 trilyon dolara yakın bir düzeye ulaşıyor. Bugün dünyada yaşanan savaşların ve göçlerin arkasında gıdaya erişim ve dolayısıyla açlık sorununun yer aldığı biliniyor. Bu nedenle dünyada barışı sağlamanın yolu toprağın sunduğu bereketi sürdürülebilir kılmaktan geçiyor” şeklinde konuştu.

Tarım arazileri ve meralar hızla kaybediliyor

Dünya bir yandan açlığın önüne geçmeye çalışırken diğer yandan amaç dışı tahsislerle tarım alanları ve meralarda azalma oluyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre tarım arazilerinin kapladığı alan Türkiye’de 1992 yılında toplam 27,6 milyon hektar iken, 2017 yılında 23,4 milyon hektara geriledi. 25 yılda yaklaşık 4 milyon hektar yani yaklaşık Konya ili büyüklüğünde tarım arazisi kaybedildi. Bu da tarım alanlarının %15 küçülmesi anlamına geliyor. 1920’lerin başında arazilerimizin %56’sını oluşturan meraların oranı bugün %19’a geriledi ve mevcut meralarımızın %70’inde bitki örtüsü zayıf ve verimsiz hale geldi. Öte yandan Türkiye’de 2023 yılına kadar 6 milyon nüfus artışı olacağı tahmin ediliyor. Sadece tahıl üretimi bile dikkate alındığında, artan nüfusun ihtiyacını karşılamak için tarımsal üretimimizin de artması gerekecektir. Verimlilik artışı sağlamadan sadece 1 milyon ton tahıl için yaklaşık 400 bin hektar (yaklaşık 535 bin futbol sahası büyüklüğünde) tarım alanına daha ihtiyaç duyulacağı düşünüldüğünde, tarım alanlarımızdaki kayıpların ne kadar kritik olduğu görülüyor.

Alınabilecek önlemler var

İhtiyaçlar dikkate alındığında, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının önlenmesi gerekliliği ön plana çıkıyor. Bu kapsamda 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun öngördüğü şekilde Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Planları’nın hazırlanması gerekiyor. Tarımsal potansiyeli yüksek olduğu için büyük ova ilan edilen alanların tarım dışı amaçlara tahsis edilmesi önlenmelidir. Toprağın sürdürülebilir yönetimi, toprak koruma ve erozyonla mücadele tedbirleri acilen desteklenmelidir. Tarım alanları gibi meraların da amaç dışı kullanımına son verilmelidir. Hayvancılığın geliştirilmesi, biyolojik çeşitliliğin ve toprağın korunmasına hizmet edecek şekilde “sürdürülebilir mera yönetimi” hayata geçirilmelidir. Ayrıca tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için alınacak önlemlerle üreticinin kazancı iyileştirilmeli, kırsal göçün önüne geçmeyi sağlayacak kırsal kalkınma politikaları benimsenmelidir. Tarladan tüketime tüm zincirde gıda israfını önlemek için çalışmalar gerçekleştirilmelidir.

Devamını oku

Genel

Konkordato fırsatçılarına izin verilemez!

Yayınlanma tarihi

-

AK Parti Ankara Milletvekili Barış Aydın, ekonomideki sıkıntıları bahane edip mali yükümlülüklerinden kaçmak için ihtiyacı olmadığı halde konkordato ilan ederek “fırsatçılık” yapan firmalar hakkında gereğinin yapılacağını bildirdi.

Döviz kurundaki dalgalanma ve enflasyondaki yükselişle birlikte konkordato ilan eden firma sayısı artış gösterirken, AK Parti Ankara Milletvekili Barış Aydın, “fırsatçılık” yaparak uygulamayı amacından saptıran firmalar olduğunu, bunlar hakkında gereğinin yapılacağını bildirdi.

Barış Aydın yaptığı açıklamada, konkordato ilanlarının kısa sürede olağan dışı boyutlara ulaşmasının gerçek durumu yansıtmadığını, uygulamanın bazı firmalar tarafından kötüye kullanıldığını belirterek, “Mali zorluk yaşayan dürüst firmaların ayakta kalması için getirilen bir uygulamayı, ticaret ahlakı olmayan fırsatçıların istismar ederek işi çığırından çıkarmalarına izin veremeyiz” dedi. Aydın, “Piyasaların işleyişini bozan fırsatçı firmalar var. İhtiyacı olmadığı halde sırf ödemelerinden kurtulmak için bu yola başvuruyorlar, piyasayı bozarak sağlam firmaları da zora düşürüyorlar” tespitinde bulundu.

“Hükümetimiz gereğini yapacaktır”

Özellikle küçük ilçelerdeki mahkemelerden kolaylıkla konkordato kararları çıkarıldığına ilişkin bilgiler geldiğine işaret eden Aydın, şunları kaydetti:

“Bildiğiniz gibi konkordato uygulamasını, borçlarını ödeme güçlüğü içine düşen ve varlıkları borçlarını kolaylıkla karşılayabilecek durumda olan şirketlerin iflas etmelerini önlemek amacıyla 12 yıl aradan sonra yeniden ticaret hayatımıza dahil ettik. Ancak görüyoruz ki hükümetimizin reel sektörün sıhhati için başlattığı bu uygulamayı istismar eden kötü niyetli firmalar var. Konkordato ilanları, uygulamanın amacının dışına çıkmaya başladı. Mali yükümlülüklerinden kaçınan kötü niyetli bazı firmalar sahte konkordato furyası başlatmış bulunuyor. Ekonomideki sıkıntıları bahane eden bazı firmalar, ödemelerinden, mali yükümlülüklerinden kurtulmak için bu uygulamayı kötüye kullanıyor, ihtiyacı olmadığı halde konkordato ilanı yoluna gidiyor. Bazı avukatlık bürolarının firmalarla 150-200 bin lira karşılığında anlaşıp adeta anahtar teslimi konkordato kararı aldırdıkları söyleniyor. Bu konular incelenecektir. Konkordato uygulamasının istismar edilmesine müsaade edilemez. Bu ucuz yola başvuran fırsatçılar, konkordato ilanı sayısını şişirerek ekonomide kriz var algısı oluşturmaya çalışıyor. Oysa gerçekte mali olarak bu duruma düşen firma sayısı çok azdır. Bu yapılan hileli işlemler ticaret ahlakına da vicdana da uymaz. Herkes şunu iyi bilsin ki konkordato uygulamasını istismar eden, amacından saptıran, kötüye kullanan; en lazım olduğu dönemde ülke ve milletin yanında durmayan, paralarını yurt dışına kaçıran şirketler, holdingler ve girişimciler hakkında hükümetimiz gereğini yapacak, bu istismara ve kötüye kullanıma izin vermeyecektir.”

“Herkes ülkesine, milletine sorumluluğunu yerine getirmeli”

Tüm dünyada yaşanan global ölçekte sıkıntılar yanında ülkemizde de sıkıntılı bir süreç yaşanmasının olağan bir durum olduğunu ifade eden Aydın, “Önemli olan bu sıkıntıları kolaylıkla aşma kabiliyetine sahip milletimizin birlik ve beraberlik ruhuyla el birliği ile mücadele gücünü ortaya koymasıdır. Herkesin, her kesimin ülkesine, milletine olan sorumluluk ruhuyla, vicdanlı ve dürüst bir yaklaşımla hareket etmesi gerekir. Alınan tedbirleri kötüye kullananlar, bu ülkede kazanıp bu süreçte ülkesinin yanında olacağı yerde parasını yurt dışına götürenler cezasız kalmayacaktır” dedi. Enflasyonla mücadele konusuna da değinen Aydın, “T.C Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak’ın başlattığı “Enflasyonla Mücadele Kampanyası’na canı gönülden katılmak, herkesin boynunun borcudur. Takip ettiğimiz kadarıyla çok güçlü bir katılım ve destek her gün çığ gibi büyümekte olup bu da sıkıntıları en kısa zamanda geride bırakacağımızın göstergesidir. Gün ülkemize, ekonomimize daha fazla sahip çıkma; vicdanlı, etik kurallar çerçevesinde hükümetimizin sağladığı destekleri kötüye kullanmadan, fırsatçılara fırsat vermeden mücadelemizi sürdürmek ve kalkınma hedeflerimize daha hızlı ulaşmak için çaba harcama günüdür” açıklamasında bulundu.

Devamını oku

Genel

Atatürk havalimanı Genel havacılık merkezi olacak!

Yayınlanma tarihi

-

Terminal binasının bir kısmının havacılık üniversitesi olarak düşünüldüğünü belirten Uğur Cebeci, ”yeni düzenleme için ciddi bir oluşum iş başında” diye yazdı.

GENEL HAVACILIK MERKEZİ OLACAK

Atatürk Havalimanının önemli bir bölümünün ayakta kalacağını ileri süren Uğur Cebeci, ”Yepyeni bir düzenleme ile Genel Havacılık Merkezi olacak. 3 bin metrelik iki pist 11.7/3.5 sağ ve sol pistleri yani Florya tarafındaki pistler korunacak. Hangarlar, bakım merkezleri ayakta kalacak. Askeri Havaalanı çok ihtiyaç varsa belki Florya tarafına taşınacak. Terminal binalarının büyük bir kısmı üniversite olacak. Yani ağırlıklı olarak havacılık üniversitesi. Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu büyüklükte ve yetenekte. Burası dünyaya açılacak. Başka ülkeler için de pilot, kabin memurundan hava trafik kontrolörüne kadar geniş bir yelpazede gençleri yetiştirecek. ” ifadelerini kullandı.

HAVACILIK MERKEZİ BİNASI YAPILACAK

Atatürk Havalimanına ya büyük bir genel havacılık merkez binasının yapılacağını ya da var olan binalardan birinin dönüştürüleceğini dile getiren Cebeci, ”Gelen özel jetlerin yolcuları burada ağırlanacak. İçinde elbette pasaport polisi, gümrük olacak. Gümrüksüz satış mağazaları, yiyecek içecek alanları açılacak. Sonra yerli yabancı onlarca özel uçak burada barınacak. Dünyanın dört bir yanından gelen özel uçaklar buraya inecek, rahatça hangarlara alınabilecek.” dedi.

Cebeci, yazısının devamında havalimanı ile ilgili şunları yazdı: 

FUARLARA EV SAHİPLİĞİ

Teknofest, İstanbul Air Show gibi başarı kazanmış havacılık fuarları burada açılacak. Havacılık sanayinin ürünleri sergilenecek. Yurtdışından gelenler belki askeri ürünlerimizi de burada görecekler. Yaklaşık 1 milyar dolar değerindeki terminal binaları da ikinci bir hayata başlayacaklar. Elbette bu oluşum çevredeki otelleri de büyük ölçüde kurtaracak. Dünya standartlarının üzerinde bir oluşum gerçekleşecek. Ana işletmeci dışında Genel Havacılık Merkezi’nde belki yabancı operatörlerde yer alabilecek. Bu oluşum İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılan dünyanın en büyük iş jetleri fuarı EBACE’i de bu bölgeye çekecek.

12 MİLYON METREKARE

Peki Millet Bahçesi ne olacak? Yine olacak. Yaklaşık 12 milyon metrekarelik dev arazinin büyük bölümü yine Millet Bahçesi olarak düzenlenecek. 3 bin metre uzunluk ve 45 metre genişlikteki iki pist dışındaki 0.5/2.3 diye bilinen 60 metre genişliğinde 2 bin 600 metre uzunluğunda, Florya-Ataköy yönündeki pistin kalıp kalmayacağına karar verilecek. Başta Devlet Hava Meydanları işletmesi, tabi ki Ulaştırma Bakanlığı. Teknofest oluşumu yöneticileri, işin bayraktarlığını yapan Hükümet filosunun tepe yöneticisi Kaptan Pilot Görkem Aksoy‘la birlikte geniş bir ekip ilk toplantıda bir araya geldiler. Sonuçlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a iletilecek. Bir genel havacılık merkezi fikri kesinleşti. Onay alındı. Şimdi sınırları çizilecek. Üniversite fikri olgunlaştırılacak.

Devamını oku

POPÜLER EMLAK HABERLERİ